Makroekonomik Gelişmeler

2024, enflasyonla mücadelede sıkı para politikalarının sonuç verdiği ve parasal gevşeme adımlarının devreye alındığı bir yıl olmuştur.

Baz Puanlık İndirim (Fed)

50 Baz Puan

2024 yılı son çeyrekte politika faizinde Fed tarafından toplamda 50 baz puanlık indirim yapılarak politika faizi %4,25-4,50 bandına çekilmiştir.

OECD’nin Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel büyümenin 2024’te %3,2, 2025 ve 2026’da %3,3 olacağı tahmin edilmektedir.

Küresel Ekonomik Görünüm

2024 yılı küresel ekonomilerde enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları sonuçlarının alınmaya başlandığı ve parasal gevşeme adımlarının devreye alındığı bir dönem olmuştur. Bu çerçevede yılın son çeyreğinde başta ABD Merkez Bankası (Fed), olmak üzere dünyanın en önemli merkez bankalarının faiz indirimleri takip edilmiştir. 2024 yılı dünya nüfusunun yarısını etkileyen seçimler gerçekleştirilmiş olup, bu seçimler arasında en öne çıkanı Kasım ayında gerçekleşen ABD başkanlık seçimleri olmuştur. Orta Doğu kaynaklı artan riskler ve Rusya-Ukrayna savaşının enerji piyasaları üzerindeki etkileri dikkatle takip edilmiştir. 2024’ün dördüncü çeyreğinde yayımlanan Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, Uluslararası Para Fonu (IMF) enflasyona karşı verilen mücadelenin büyük oranda kazanıldığını belirtmiş ve küresel enflasyonun 2025’in son çeyreğinde %3,6 seviyesine kadar düşebileceğini öngörmüştür. IMF, küresel büyüme tahminlerini 2024 yılı için %3,2 seviyesini korurken, 2025 yılı için bu tahmini 0,1 puan aşağı yönlü revize ederek %3,1’e çekmiştir. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’nin Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomik büyümenin 2024 yılında %3,2, 2025 ve 2026 yıllarında ise %3,3 olarak gerçekleşeceğini tahmin edilmektedir. Bu tahminlerle, gelecek iki yıl içinde dünya ekonomisinin genel olarak dengeli bir büyüme hızını sürdürmesi öngörülmektedir.

ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyonu düşürmek amacıyla uzun süredir uyguladığı sıkı para politikası duruşunu, yılın ikinci yarısından itibaren gevşetmeye başlamıştır. 2024 yılı son çeyrekte politika faizinde toplamda 50 baz puanlık indirim yapılarak politika faizi %4,25-4,50 bandına çekilmiştir. Fed Başkanı Powell, para politikasının nötr seviyeye doğru zamanla ilerleyeceğini ve politikanın önceden belirlenmediğini açıklamıştır. Bununla birlikte, %2 enflasyon hedefine inmenin 1 ya da 2 yıl daha sürebileceğini ancak bu yolda ilerlediklerinden emin olduklarını ifade etmiştir. Aralık ayı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından, Fed’in para politikasındaki gevşeme döngüsü hızının yavaşlayabileceğine yönelik verdiği mesajlar, piyasalarda risk algısını tetiklemiştir. FOMC üyelerinin faiz oranlarına ilişkin beklentilerini gösteren nokta grafiği, 2025 yılı için toplamda 50 temel puanlık iki faiz indirimine işaret etmiştir. 2024’ün dördüncü çeyreğinde, ABD başkanlık seçimlerinin sonuçlanmasının ardından Donald Trump’ın yeniden başkanlık görevine gelmesi hem Fed’in para politikası hem de küresel ekonomik ortam için belirsizlikleri artırmıştır. Trump’ın ekonomi politikaları, düşük vergiler aracılığıyla ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçlasa da ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve potansiyel korumacılık önlemleri, enflasyonist baskıları tetikleyebilme ihtimali piyasalarca beklenmektedir. Enflasyon risklerinin yeniden artması, 2025 yılı için daha sınırlı faiz indirimi beklentisini pekiştirmektedir. Bu durum, faiz oranlarının daha yüksek seviyelerde kalmasını gerektirebilir.

2024 yılının son çeyreğinde AB bölgesinin en önemli ekonomik gündem maddelerinden biri, dezenflasyon sürecinin nasıl şekilleneceği olmuştur. Avrupa Merkez Bankası (ECB), 2024 yılı içinde dördüncü kez faiz indirimine giderek banka mevduat faiz oranını %3’e indirmiştir. ECB Başkanı Christine Lagarde, gelecek yılki veri odaklı yaklaşımın devam edileceğini ve Euro Bölgesi’nde enflasyonun önümüzdeki yıl bankanın %2’lik hedefine ulaşma yolunda ilerlediğini vurgulamıştır. ECB, ekonomik projeksiyonlarında 2024 enflasyon beklentisini %2,4 seviyesine, 2025 enflasyon beklentisini de %2,1 seviyesine çekmiştir. Ancak, yükselen jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış ve küresel ticarette artan riskler gibi dışsal faktörlerin Euro Bölgesi ekonomisi üzerinde baskı oluşturabileceği düşünülmektedir. Avrupa’daki ekonomik zorlukların derinleşmesi, ECB’nin daha fazla parasal gevşeme politikasına başvurmasını zorunlu kılabilir.

Değişen politikalar ve artan riskler küresel ekonomilere yön vermeye devam etmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin finansal koşulları, ABD’nin gümrük tariflerindeki olası değişikliklerle daha da sıkılaşmaktadır. Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi Meksika, Güney Afrika, Çin ve diğer Asya ülkeleri için ekonomik zorluklar oluşturacağı beklenmektedir. Söz konusu ülkelerin para birimleri ABD doları karşısında değer kaybetmeye başlamıştır. Trump’ın özellikle Çin’e yönelik daha sert gümrük tarifeleri uygulayacak olması, Çin ekonomisi için büyük bir tehdit olarak görülmektedir. Bu da küresel ticaretin daha da gerilmesine ve ticari anlaşmazlıkların derinleşmesine yol açabilir. Diğer taraftan, ABD’nin artan vergi tarifeleri ve yavaşlayan ekonomi karşısında, Çin hükümeti 2025 yılında daha gevşek bir para politikası benimsemeyi ve ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi planladığını açıklamıştır. Bu, Çin ekonomisinin karşılaştığı zorluklara karşı bir yanıt olarak, büyümeyi destekleyici adımlar atılacağına işaret etmektedir.