İklim ve Sürdürülebilirlik Ekosistemindeki Gelişmeler

Türkiye’nin 2053 yılına kadar Net Sıfır hedefine ulaşma planının bir parçası olan Emisyon Ticaret Sistemi, ülkenin Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) destekler nitelikte olacaktır.

300 Milyar ABD Doları

COP29’da iklim değişikliğiyle bağlantılı önlemler konusunda uyum süreci içine giren, gelişmekte olan ülkelere 2035 yılına dek senelik 300 milyar ABD dolarını bulan bir finansman sağlanması beyan edilmiştir.

İklim Değişikliği ile Mücadele

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 2024 yılı için hazırladığı rapora göre küresel sıcaklık artışındaki riskli yükseliş ivmesi varlığını sürdürmektedir. Ortalama yüzey hava sıcaklığı sanayi öncesi düzeyin 1,54°C üzerine çıkmış ve bunun sonucunda 2024 kayıtlara en sıcak yıl olarak geçmiştir.

Küresel iklim değişikliği başlı başına ayrı bir risk kategorisi oluşturması nedeniyle sürdürülebilirlikle ilişkili değerlendirmelerde ilk sırada gelmektedir. İklim değişikliyle mücadele konusunda uyum kapasitesi zayıf olan karbon yoğun sektörlerde risklerin tespiti, uyum kapasitesinin artırılmasına dönük çalışmalar ve oluşabilecek değişikliklerle sektörler arasındaki duyarlılık düzeylerinin saptanması reel sektöre finansman kaynaklarını yönlendiren bankacılık sektörü açısından da kritik öneme sahip hususlardır.
Küresel iklim politikalarına yön veren konuların değerlendirildiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin son Taraflar Konferansı (COP29) Kasım ayında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 200’ün üzerinde ülkenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

COP29 gündemini; iklim finansmanı, karbon piyasaları, fosil yakıtların azaltılması ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarına yönelik konular oluşturmuştur.

COP29’da iklim değişikliğiyle bağlantılı önlemler konusunda uyum süreci içine giren, gelişmekte olan ülkelere 2035 yılına dek senelik 300 milyar ABD dolarını bulan bir finansman sağlanması beyan edilmiştir. İklim değişimine uyum sağlamaya dönük önlemlerin küresel ekosistemin dayanıklılığını artıracağı düşünülmektedir.

Türkiye’de 2024 yılında iklim değişikliğinin takip edilmesine yönelik gelişmeler arasında Ziraat Katılım’ın yakından takip ettiği Türkiye Bankalar Birliği’nin Isı Haritası Metodolojileri Oluşturulmasına Yönelik Rehber’in hazırlanması da bulunmaktadır. Bu rehberle özellikle iklim değişikliğiyle ilgili verilerin sektör bazında takip edilmesi ve risk yönetimleriyle ilişkili planlamaların yapılması konusunda önemli bir adım atılmıştır.

Yeşil Dönüşüm ve SKDM

BM’nin iklim değişikliğine dair kabul edilen Paris Anlaşması kapsamında ülkeler 30 yıl içinde karbon emisyonlarını sıfırlamayı taahhüt etmişlerdir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi küresel ölçekte kamu ve özel sektör iş birliğini ve ekonomik dönüşümü zorunlu kılmaktadır.

Avrupa Birliği tarafından hazırlanan Avrupa Yeşil Mutabakat ise; iklim değişikliğinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum, döngüsel ekonomiye geçiş, kirlilik önleme ve kontrol, biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunmasına yönelik çevresel hedefleri belirlemiştir. Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın tamamlayıcısı niteliğindeki Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) AB üyesi ülkeler ve bu ülkelerle dış ticaret yapan ülkeler için çeşitli önlemler alınmasını öngörmektedir.

SKDM Yeşil teknolojilere yatırım yapan Avrupa Birliği şirketlerini korumayı hedeflediği gibi şirketlerin üretimlerini çevresel düzenlemelerin yetersiz olduğu ülkelere taşımasını engelleyip karbon kaçaklarını önlemeyi de ön plana yerleştirmektedir. İklim hedeflerine uyulmasını da teşvik eden mekanizma Türkiye gibi ekonomisi, büyümek için yüksek miktarda enerjiye gereksinim duyan ve karbon salımının yoğun olduğu ülkeler için dış ticaret dengelerine etki edecek bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
SKDM çerçevesinde doğrulama ve fiyatlandırmaya ilişkin yükümlülüklerin 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Bu kapsamda SKDM 2026 yılından itibaren, çimento, elektrik, alüminyum, demir, çelik, gübre ve hidrojen sektörlerinden yapılacak ihracatlarda, ürünlerin karbon içeriklerine bağlı olarak belirlenen limitlerin üstünde kalanlar için bir karbon maliyeti getirmesi öngörülmektedir.

Emisyon Ticaret Sistemi

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), SDKM ile birlikte sürdürülebilirlik ekosisteminin önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Türkiye’nin 2053 yılına kadar Net Sıfır hedefine ulaşma planının bir parçası olan bu sistem, ülkenin Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) destekler nitelikte olacaktır. Sistemin kapsadığı tesislerin sera gazı emisyonlarına belli bir üst sınırın konulmasıyla iklim değişikliğiyle bağlantılı risklerle etkili bir şekilde mücadele etme imkânı oluşmaktadır. Politik karar alıcılara belli bir süre zarfında gerçekleşecek emisyon miktarı konusunda net veriler sunması da bir diğer önemli avantajıdır. Ziraat Katılım sistemin Türkiye’de uygulanmasını analiz etmekte ve çalışmaları planlamaktadır. ETS’nin mevcut enerji ve iklim politikalarıyla ilişkisini analiz etmektedir.

Türkiye özellikle son iki yıldır hız kazanan çabalarla ETS’ye geçişte önemli bir aşamaya gelmiştir. Ekim 2024’te pilot ETS uygulamasına başlanması bunların en önemlisidir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye’de ETS’ye yasal dayanak oluşturacak bir İklim Kanunu üzerinde çalışmalarını hızlandırmıştır. İklim değişikliğine uyum politikalarını belirleyecek yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulmuştur. Türkiye, 2053 yılı karbon nötr hedefi doğrultusunda ETS’nin stratejik yönlerini 12. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program çerçevesinde şekillendirmektedir. 2024 yılında Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi ile European Energy Exchange AG arasında imzalanan Mutabakat Zaptı ile Türkiye’de ETS’nin kurulmasına dönük resmi çalışmalar hız kazanmıştır. İklim Kanunu’nun çıkarılmasıyla hukuki ve kurumsal altyapısı daha da güçlenecek olan ETS’nin, önümüzdeki yıllarda Türk bankacılık sektörü için daha önemli bir unsura dönüşmesi öngörülmektedir.

BDDK verilerine göre; Türkiye’de ÇSRD sürecinden geçtiği belirtilen krediler incelendiğinde 18 bankanın toplam 564 milyar TL krediyi değerlendirdiği görülmektedir.

Çevresel ve Sosyal Risk Yönetimi

Sürdürülebilirlik ve iklim odağında bir diğer önemli gelişme de bankaların çevresel ve sosyal faktörlerle bağlantılı risklerinin yönetimidir. Kısaca ÇSRY faaliyetleri, finansmanı yapılacak yatırım veya projelerin yol açabileceği çevresel ve sosyal etkilerin bankalar tarafından analiz edilmesini içermektedir. Riskli bulunmaları halinde finansman sağlanmaması, iyileştirme ve düzeltici adımların planlanması, takip ve düzenli raporlama gibi tedbirlerin alınabilmesi için çevresel sosyal risk değerlendirme (ÇSRD) faaliyetlerini bankacılık sektörü ve iş birliği yaptığı paydaşlar açısından önemli bir yere yerleştirmektedir.

BDDK verilerine göre; Türkiye’de ÇSRD sürecinden geçtiği belirtilen krediler incelendiğinde 18 bankanın toplam 564 milyar TL krediyi değerlendirmeden geçirdiği görülmektedir. Bunların kredi portföyü içindeki oranıysa %7,4 seviyesindedir. Risk dereceleri üzerinden bakıldığında orta ve yüksek derece riski olan kredilerin sırasıyla %43 ve %40 oranında olduğu görülmektedir. Takipteki krediler içerisinde de risk bakımından en yüksek pay %65’lik oranla yüksek riskli kredilere aittir. Bu durum, Türkiye’de bankalar açısından geri ödeme riski barındıran kredilerin çevresel ve sosyal riski yüksek krediler olduğunu göstermektedir.

Çevresel ve sosyal risklerden doğabilecek olumsuz etkileri asgari düzeye indirmeyi hedefleyen Ziraat Katılım, Finansman Faaliyetlerinde Çevresel ve Sosyal Risklerin Yönetimi Politikası kapsamında Ziraat Katılım Sürdürülebilirlik Komitesi’nce belirlenen eşik değeri aşan kurumsal finansman işlemleri çevresel sosyal etki analizi bağlamında kapsamlı bir değerlendirmeden geçirilmektedir.

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS)

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları (KGK) tarafından 2023 yılından yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), 1 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB) tarafından yayınlanan küresel standartlar ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü’nün tavsiyeleri baz alınarak hazırlanan 2 standart ve sektörler bazında düzenlenen ek ciltlerden oluşmaktadır.

Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümleri içeren TSRS 1, belirli büyüklük ve gelir düzeyindeki işletmelerin sürdürülebilirlikle ilgili fırsatlarını ve risklerini açıklamasını zorunlu kılmaktadır. Bu bilgiler işletmelere kaynak sağlamaya dönük kararların alınmasına temel oluşturan finansal raporlarda kullanılacağından söz konusu standartlar, finansman açısından kritik bir konuma gelmektedir. TSRS 2 ise İklimle İlgili Açıklamaları içermektedir. İşletmelerin finansal kararlara yardımcı olacak ve iklimle ilgili riskler ve fırsatlar hakkında bilgi açıklamasını zorunlu kılmaktadır.

Dijitalleşme, Yapay Zekâ ve Siber Güvenlik

Pandemi sonrası dönem, dijital dönüşümün hızlandığı, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ teknolojisiyle iç içe bir ekosistemin büyüdüğüne işaret etmektedir. 2024 yılının en popüler yatırım alanlarından birini oluşturan yapay zekâ teknolojileri, veri analitiği ve iş süreçlerindeki otomasyonun ayrılmaz parçasına dönüşmüştür.

Bankacılık sektöründe dijitalleşme, sadece müşterilerin deneyimlerinde ciddi bir dönüşüm sağlamakla kalmamış bankaların operasyonal verimliliklerini de artırmıştır. Deloitte tarafından derlenen 2024 yılında dijital bankacılık verilerine göre bankaların elde ettiği gelirlerin %30’undan fazlası dijital kanallardan sağlanmaktadır. Dijital kanallar üzerinden verilen bankacılık hizmetlerine dönük taleplerde ciddi bir artış yaşanmaktadır. Türkiye’de dijital bankacılık müşterilerinin sayısı Eylül 2024’te 117 milyonu aşmıştır.
Ziraat Katılım yenilikçi finansal ürün ve hizmetlerin tasarlanmasına yönelik faaliyetlere odaklanarak ürün ve hizmetlerini uçtan uca dijitalleştirerek müşterileri deneyimini zenginleştirmekte, operasyonel verimliliğini artırmaktadır.

Finans sektöründeki dijitalleşme siber güvenliğin sağlanmasını ve dijital varlığın korunmasını da daha hayati bir hale getirmiştir. IMF’nin 2024 yılında hazırladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu’na göre küresel pandeminin yaşandığı 2020 yılından bu yana siber saldırıların sayısı iki katına çıkmıştır. Finans sektörü ise bu saldırıların yaklaşık %20’lik bir bölümüne maruz kalmaktadır. Siber güvenliğin sağlanması için en kritik adımların tehditlerin analizi, veri bütünlüğüyle şifreleme protokollerinin sağlamlığı ve sıfır güven mimarisine geçiş olarak değerlendirilmektedir.