2017 Faaliyet Raporu
Makroekonomik Görünüm

Dünya Ekonomisi

ECBniceliksel genişlemenin boyutunu azaltma yoluna gitti.

2017 yılında ABD Merkez Bankası (Fed), ABD ekonomisindeki toparlanmanın istenen düzeyde olduğunu belirterek faizleri 75 baz puan artırmıştır. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise uygulanan ekonomik programın başarılı olduğunu belirterek niceliksel genişlemenin boyutunu azaltma yoluna gitmiştir. Gelişmiş ülkelerdeki toparlanma gelişmekte olan ülke ekonomilerini de olumlu etkileyerek bu ülkelere yeniden sermaye akışını özellikle yılın ikinci yarısında hızlandırmıştır.  

ABD ekonomisinde toparlanma hızlanırken
2017 yılına yönelik beklentiler, ABD ekonomisinde toparlanmanın devam edeceği, Fed’in faiz artışını sürdüreceği, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının genişleyici para politikalarına devam edeceği ve gelişmekte olan ülkelerde büyümenin hız kazanacağı yönündeydi.

2017 yılında ABD’de enflasyon beklentilerin altında kalmasına rağmen; istihdam piyasasında tam istihdama yaklaşılması uygulanan ekonomi politikasına güveni artırmıştır. Fed, ABD ekonomisindeki toparlanmayı dikkate alarak ve fiyat istikrarını sağlamak adına yıl içinde faizleri üç defa artırarak toplam 75 baz puan artırıma gitmiştir. Ayrıca Fed, 2008 yılından sonra piyasadaki likiditeyi artırmak için aldığı yaklaşık 4,2 trilyon ABD dolarlık tahvil portföyünü peyderpey azaltacağını ilan etmiştir.
Diğer yandan Başkan Trump, vergi indirimleri ve istihdam yasasına yönelik bir tasarıyı imzalamıştır. Böylece, Amerikan şirketlerine yönelik kurumlar vergisi 2018 itibarıyla %35’ten %21’e indirilmiştir. Tasarı ile ayrıca ülkedeki bireysel mükelleflere uygulanan vergi oranlarında da indirimler sağlanmıştır.

ABD ekonomisinin toparlanmaya devam etmesi ve Başkan Trump’ın uyguladığı genişleyici maliye politikası nedeni ile Fed’in 2018’de faizleri üç defa daha artırması beklenmektedir. Ancak ekonomik verilerin beklentilerin altında kalması veya enflasyonun beklentileri karşılayamaması Fed’in sıkı para politikası uygulamasında daha temkinli bir tavır sergilemesine neden olabilecektir.

Avrupa Birliği’nde ılımlı büyüme
2017 yılında, Avrupa Birliği’nin ekonomisinde toparlanma devam ederken, beklentilerden iyi gelen PMI ve sanayi üretimi gibi datalar uygulanan ekonomik programın başarısını teyit eder niteliktedir.

Brexit takvimi üzerinde çalışmalar devam ederken birliğe ve İngiltere’ye olası maliyetleri yavaşça gün yüzüne çıkmaktadır. Avrupa Merkez Bankası ise yıl içinde piyasa dinamikleri doğrultusunda AB ülkelerini desteklemek için genişletici para politikası uygulamaya devam etmiş ve yıl boyunca faiz oranlarını değiştirmemiştir. Politika faizini sıfırda, mevduat faizini -%0,40’ta ve marjinal fonlama faizini ise %0,25’te bırakmıştır. Ancak yılın son çeyreğinde ECB tarafından yapılan açıklamada, bundan sonra niceliksel genişleme veya daralmanın değil, faiz seviyesinin gündem oluşturacağı belirtilmiştir. Enflasyonda görülen iyileşmenin ise hala beklentileri karşılayacak düzeyde olmadığından bahsedilmiştir.

Birçok Avrupa ülkesinde izlenen yüksek işsizlik oranları ve borç stoku, Avrupa Bölgesi’nde uzun sürede çözülmesi gereken ana sorunlar olarak görülmektedir. Bu kapsamda, AB ekonomisinde sorunların devam etmesi ve enflasyonun hedeflerin altında kalması nedeniyle ECB’nin genişleyici para politikasını bir süre daha uygulamaya devam edeceği düşünülmektedir.

Son yıllarda Çin ekonomisinde görülen büyüme oranlarındaki düşüşün 2017’de durması, petrol ve diğer emtia fiyatlarını olumlu etkilemiştir.  

Emtia fiyatlarındagörülen yükseliş gelişmekte olan ülke ekonomilerini destekledi.

Genişleyicipara politikaları bir süre daha gündemde kalacak.

Dolar güçlenirken…
2017 yılının başlarında ABD tahvil faizlerinde görülen yükseliş ile beraber güçlenen Dolar endeksi gelişmekte olan ülke piyasalarına satışa neden olurken, bu ülkelerin para birimlerinde düşüş meydana gelmiştir. Ancak daha sonra tahvil faizlerinin dengeye oturması ve ABD ekonomisinde enflasyonun sakin seyretmesi, gelişmekte olan ülkelere fon akışının yeniden hızlanmasına neden olmuştur.

Ayrıca başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında görülen yükseliş gelişmekte olan ülke ekonomilerini destekleyen diğer bir unsur olmuştur.

Son yıllarda Çin ekonomisinde görülen büyüme oranlarındaki düşüşün durması da petrol ve diğer emtia fiyatlarını olumlu etkilemiştir. Bu durum özellikle emtia ihracatçısı gelişmekte olan ülke ekonomilerine pozitif etki ederken bu ülkelere yılın ikinci yarsısından itibaren fon girişi hızlanmıştır.

Güçlenen para birimlerinin de etkisi ile Brezilya ve Rusya gibi ülkelerde enflasyonda gözle görülür düşüşler olmuş bununla beraber faiz indirimleri meydana gelmiştir. Gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki toparlanma geçen yıllara göre hızlansa da hala geçmiş yılların ortalamasından oldukça uzaktadır.

 

Türkiye Ekonomisi

Güçlü temeller, proaktif ekonomi yönetimi, hızlı büyüme

2017 yılında; küresel ekonomideki belirsizlik, sınırlarımızdaki jeopolitik riskler ve beklentilerin üzerinde seyreden enflasyon, Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturmuştur.

%11,92enflasyon (2017 yıl sonu)

Buna rağmen, ekonomi yönetiminin hızlı kararlar alabilmesi, Kredi Garanti Fonu gibi uygulamalarla ekonominin ihtiyaçlarına uygun çözümler üretilmesi, ekonominin temel yapı taşlarının oldukça güçlü oluşu ve siyasi otoritenin ekonomi yönetimindeki tecrübesi sayesinde 2017 yılında Türkiye ekonomisi beklentilerin oldukça üzerinde ve güçlü bir büyüme performansı sergilemiştir.

Euro Bölgesi’nde yılın tamamında devam eden toparlanmanın da Türkiye’nin ihracatını olumlu etkileyerek büyümeye katkı sağladığı görülmüştür.

Euro Bölgesindeki toparlanmanın Türkiye’nin ihracat artışına katkı sağlamaya devam etmesi ve küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin, gelişmekte olan piyasaları desteklemesi sonucunda Türkiye’nin beklentilerin oldukça üstünde bir büyüme rakamı ile yılı kapatması ihtimal dâhilindedir.

300 baz puanfaiz artışı

2017 yılında TL’nin başta ABD Doları olmak üzere diğer gelişmiş ülke para birimlerine karşı değer kaybetmesi, Türkiye’nin ihracatını ve turizm gelirlerini olumlu etkilemiştir. Diğer yandan Türkiye’nin ihracat pazarında AB’nin en büyük paya sahip olması nedeni ile Türkiye’nin ihracat gelirlerinin büyük kısmı Euro cinsindendir. İthalat giderleri ise genelde ABD Doları cinsindendir. Özellikle yılın son çeyreğinde Euro/ABD Doları paritesinde görülen yükseliş de Türkiye’nin ihracat performansını değerleme açısından olumlu etkileyen başka bir unsur olmuştur. Ancak yüksek büyüme oranı nedeni ile ithalatta da kayda değer bir yükseliş görülmüştür. Sonuç olarak, 2017 yılında cari açık rakamlarında sınırlı da olsa bir miktar yükseliş görülürken cari açığın GSYH’e oranının %5 seviyesinin altında kalması beklenmektedir.

2017 yılında dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde görülen yüksek borç oranlarına ve ülkemizde barınan mültecilere yapılan harcamalara rağmen Türkiye, uyguladığı mali disiplin sayesinde kamu borcunu düşük seviyede tutabilmiştir.

2017 yılında enflasyon oranı %11,92 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmiştir.
Enflasyonun beklentilerin üzerinde çıkmasında; TL’nin sepet bazında yıl bazında ortalama ABD Doları ve Euro’ya karşı yaklaşık %20 düzeyinde değer kaybetmesi sonucu kurun negatif etkisinin yıl boyunca görülmesinin yanı sıra bazı gıda ürünlerinin fiyatlarının yüksek seyretmesi de etkili olmuştur. TL’nin son dönemde sınırlı da olsa değer kazanmasının etkisi ile enflasyonun 2018 yılının ilk çeyreğinden itibaren baz etkisinin de katkısı ile düşüşe geçeceği düşünülmektedir.

TCMB’nin fiyat istikrarını sağlamak için attığı adımların, finansal istikrarı sağlaması ile beraber yatırım ve tüketim harcamalarını da olumlu etkilemesi beklenmektedir.

<%5cari açığın GSYH’ye oranı

TCMB’nin kararlı politika yaklaşımı
2016 yılında küresel ekonomik koşulları ve enflasyondaki düşüş trendini de dikkate alarak borç verme oranında kayda değer bir indirim yapan TCMB, yılın son çeyreğinde küresel ekonomik koşulların değişmesiyle, yılın kapanışına doğru Türk Lirasını desteklemek için sıkı para politikası uygulamasıyla politika faizinde 50 baz puanlık bir artış yapmıştı.
TCMB, 2017 yılı içerisinde de fiyat istikrarını sağlamak ve TL’yi güçlendirmek için yaklaşık 300 baz puan daha faiz artışı yaparak efektif fonlama faizinde kayda değer bir artış yapmıştır. TCMB’nin fiyat istikrarını sağlamak için attığı adımların, finansal istikrarı sağlaması ile beraber yatırım ve tüketim harcamalarını da olumlu etkilemesi beklenmektedir.

2017 yılında dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde görülen yüksek borç oranlarına ve ülkemizde barınan mültecilere yapılan harcamalara rağmen Türkiye, uyguladığı mali disiplin sayesinde bütçe açığında geçmiş yıllara kıyasla bir miktar artış olsa da kamu borcunu düşük seviyede tutabilmiştir. Aynı kararlılığın 2018 yılında da devam etmesi beklenmektedir.

Önümüzdeki dönemde yapısal reformlara devam edilmesinin, Türkiye’nin 2018 yılı ve sonrasına ilişkin makroekonomik yapısını şekillendirerek, sürdürülebilir büyümeyi desteklemesi beklenmektedir.